• YARIM ALTIN
    1.748,00
    % 0,67
  • AMERIKAN DOLARI
    9,5269
    % 0,47
  • € EURO
    11,1561
    % 1,03
  • £ POUND
    13,1556
    % 0,58
  • ¥ YUAN
    1,4907
    % 0,38
  • РУБ RUBLE
    0,1355
    % 1,29
  • BITCOIN/TL
    585179,327
    % 4,42
  • BIST 100
    1.522,04
    % 0,18

TCMB Ekonomist Toplantısı: “Politika dezenflasyon için yeterince sıkı” vurgusu

TCMB Ekonomist Toplantısı: “Politika dezenflasyon için yeterince sıkı” vurgusu

TCMB tarafından düzenlenen ekonomist tanıtım toplantısında konuşan Başkan Şahap Kavcıoğlu, geçici enflasyon faktörlerinin azalmasını beklediklerini söyledi ve enflasyondaki düşüşe ilişkin yönlendirmelerine devam etti. Merkez Bankası’nın çekirdek enflasyon olgusuna dayalı olarak arz ile ilgili faktörleri kontrol edebilecek bir konumda olmayacağını belirten TCMB Başkanı, para politikasının müdahale alanının talep şokları unsuru üzerinden olabileceğini belirtti. Son dönemdeki çekirdek enflasyon söylemiyle ilgili olarak, manşet enflasyonun arka plana atılmadığı açıklamasını yaptı.

Sunumda ele alınan konular ve bunlarla ilgili kendi yorumlarımız;

Merkez Bankası’nın politika duruşundaki temel unsurlardan biri çekirdek enflasyon olgusu olmakla birlikte, para politikasının rolü talep faktörlerini etkilemektedir.

Tüketici kredileri geçmiş yıl ortalamalarının altındadır. Hükümetin son dönemde attığı politika adımları çerçevesinde alınan makroihtiyati tedbirler bireysel kredilerde ılımlılık sağlıyor.

Türk tasarruf sahiplerinin lira tercihi güçlü olmaya devam ediyor. Yerel para mevduatı bu yıl yaklaşık 300 milyar lira arttı.

Türkiye Merkez Bankası döviz rezervlerini artırmaya devam edecektir.

Bu alıntılar ışığında; Merkez Bankası’nın enflasyonu oluşturan faktörleri bütüncül bir değerlendirme çerçevesinde arz yönlü baskılar, yönetilen fiyatların etkisi ve açılıştan kaynaklanan talep artışı olarak gruplandırdığı görülmektedir. Bu faktörlerin genel olarak geçici bir etkisi öngörülse de, dış faktörlerin ortadan kalkmasıyla düşüş eğiliminin ön plana çıkması bekleniyor. Enflasyonun tabakalı göstergeleri çerçevesinde, çekirdek B ve C göstergelerinde kısa vadeli eğilimin yavaşladığı belirtilmektedir. ÜFE kanalında ise emtia fiyatları, arz kesintileri ve talep nedeniyle baskının devam ettiğine işaret ediliyor. Merkez Bankası’nın enflasyonu etkileyen faktörler, çekirdek fiyat eğilimleri, artan enflasyonun enflasyon beklentileri üzerindeki etkisi gibi faktörleri değerlendirerek karar aldığı, hiçbir faktörün (çekirdek enflasyon, manşet enflasyon, ticari kredi büyümesi vb.) para politikası kararlarında tek başına etkilidir ve modelin bir parçasıdır. .

Üretimin hızla artan talebe cevap verememesi nedeniyle Türkiye dahil birçok ülkede ÜFE-TÜFE farkı tarihsel ortalamaların üzerindedir. Tabii ki ÜFE’nin TÜFE’ye yansıma katsayısı %100 değil çünkü girdi sepetindeki farklılık, farklı mal gruplarına (dayanıklı mal, dayanıksız mal ayrımı), girdi çeşitliliği, ikame ve esneklik arasındaki talep farkı. teknolojik gelişme ile ekonomide büyüme, talep koşulları etkili olmaktadır. Ayrıca yakınsamanın gecikmeli etkileri, yüksek büyüme ve düşük büyüme dönemlerinde farklılık gösterebilmekte ve ÜFE’deki birikim, yüksek büyümede daha erken, daha sonra yavaş büyümede tüketici fiyatlarına yansıyabilmektedir. Büyüme patikasının hızlandırılması bağlamında politika uygulamasında döviz kurları başta olmak üzere yurt içi maliyet unsurlarının fiyat yansımalarını görmemiz olasıdır. Özellikle ithalat maliyetlerine yansıyan döviz ve küresel emtia fiyatlarındaki ÜFE-TÜFE geçişkenliği, yeterince sıkı olmayan bir faiz politikasında zarar etkisini artırabilir.

Kredilerle ilgili olarak;

Firmaların yüksek yatırım iştahına ve bankaların yüksek kredi faizlerine ve NİM’in daralmasına atıfta bulunulması, faiz indiriminin temelini oluşturan unsurlar arasında kredi mekanizmasını da dahil edebileceğimizi gösteriyor. Bu doğrultuda Merkez Bankası, ticari kredi gelişmelerini desteklemek amacıyla faiz indirimlerine devam etmek isteyebilir.

Önemli olarak görülebilecek soru cevap bölümünün referansları arasında gösterebileceğimiz diğer açıklamalar ise şu şekildedir;

Enflasyon görünümünü etkileyen geçici faktörlerin Türkiye’de de etkisini yitireceğini tahmin ediyoruz.

Para politikası duruşumuzu belirlerken talep unsurlarının ayrıştırılması, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının etkilerine ilişkin analizleri değerlendirdik.

Biz sadece çekirdek enflasyonu öne alarak manşet enflasyonu değerlendireceğimizi söylemedik.

Mart ayında YP mevduattan TL mevduata kayda değer bir getiri sağlanmış, takip eden aylarda TL mevduatta yaşanan artış ise ters para ikamesi görünümünü olumlu desteklemektedir.

Faiz oranlarını düşürmemize rağmen, para politikamız yeterince sıkı. Döviz kurundaki artış, doların küresel değer kazanmasına bağlıdır. Faiz oranlarını artıran ülkelerde dolar da yükseldi.

Merkez Bankası’nın toplantıda öne çıkan açıklamalarına ilişkin yorum olarak; Enflasyona karşı ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemesi ve mevcut riskleri ağırlıklandıran bir model benimsemesi gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla ekonomik yaklaşım çerçevesinde, ister manşet enflasyon ister çekirdek enflasyon trendlerine dayalı olsun, faiz oranlarına yaklaşımında erken gevşeme döngüsünü sürdürmemesi gerektiğini düşünüyoruz. 21 Ekim PPK toplantısında ve 28 Ekim Enflasyon Raporu açıklamasında bu plana ilişkin net bir yönlendirme görebileceğimizi düşünüyor ve Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam edeceğini öngörüyoruz.

Kaynak: Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı