1500’lü yıllardan gelen gelenek panayırlar

84
0

MEHMET BAYER – 07.10.2021 – Hı°BYA – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÖOMÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi Kültürel Miras Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Çalışkan, günümüzde bazı yerleşim birimlerinde sürdürülen panayır geleneğinin 1500’lü yıllara dayandığını söyledi.

Çalışkan, Hı°BYA’ya yaptığı açıklamada, tarihi ve kültürel bir miras olan panayırlarla ilgili olarak Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kitap bölümünün “Osmanlı Döneminde Anadolu panayırları: dağılımları ve başlıca özellikleri” adlı kitabının yazarlarından Ali Sönmez (Livre de Lyon yayınları) yayınlandığını bildirdi.

Osmanlı arşiv belgeleri ve sahadaki literatüre dayalı olarak yapılan bu araştırmalarda 1500’lü yılların ortalarından (Bursa) 1917 yılındaki Gölhisar (Tefenni) panayırına kadar toplam 105 panayır bulunmaktadır. Çalışkan, panayırların temel özelliklerini, “Bu panayırların Osmanlı yol sistemi ile ilişkileri Â. ok açıkça gösterilmiştir. Bunların dışında çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere Tekirdağ, Trabzon ve Çanakkale’de özellikle Ermeni ve Rum cemaatlerine ait 33 panayır örneğini tespit ettik. Bu fuarların çoğunun 1955’ten sonra ortadan kaybolduğunu da eklemek gerekir.” dedi.

A

İşçi Prof. Dr. Sönmez ile daha önceki çalışmalarında Osmanlı döneminde Rumeli ve Balkan panayırlarını yazdığını belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Bu araştırmalarda Anadolu’dakilere çok yakın birçok panayırın varlığını tespit ettik. Söz konusu 104 fuar bugün 11 ülke sınırları içerisinde yer almakta olup, en köklü örnekleri Orta Çağ’a kadar uzanmaktadır. (Selanik, Priştine/Kosova) Ne yazık ki Osmanlı döneminden günümüze ulaşan sadece birkaç panayır örneği olduğunu tespit edebiliyoruz. Bunlar Pehlivanköy (Kırklareli), Ayvacık, Çan (Çanakkale), Gönen, Manyas (Balıkesir), Söke (Aydın), Gerede (Bolu), Kargı (Çorum), Zile (Tokat) fuarlarımızdır. Bu arada mevcut panayırlar arasında yer alan Eğirdir (Pınarpazarı) ve Boyabat panayırlarının kökeninin Selçuklulara kadar uzandığını söyleyebiliriz.”

Yakın gelecekte geleneklerin yaşatılmasında kritik öneme sahip fuarların, geleneksel üretimin ve kültürel miras boyutu olan ürünlerin geleceğe taşınması için fuar sahibi belediyelerle işbirliği projeleri geliştirecektir. Sabırsız olduklarını belirten Çalışkan, “Bu araştırma bize bunu bir kez daha kanıtladı. Tarih ve coğrafya araştırmacıları bir araya geldiğinde olay ve olguların tarihsel ve mekânsal boyutlarıyla açıklanması pek çok derinlik ve anlam kazanabilmektedir. Tarihsel ve dönemsel dağılımların haritalanması da Türkiye’de ihmal edilen bir alan olarak dikkat çekiyor.”

Belediyelerin çoğunun hazinede olduğundan habersiz olduğunu belirten Çalışkan, sözlerini şöyle tamamladı:

”Bu miraslar geleceğe özenle taşınmalıdır. ABD’deki ilçe fuarlarını araştırdım. Orada 500’e yakın fuar var. Bu konuyla özel bir dikkatle ve profesyonelce ilgileniyorlar. Tam tersine fuarlar yapan bir kurumumuz bile yok dersem yeterince açıklamış olurum. Geleneksel üretimi, ürünleri ve uygulamaları destekleyen faaliyetler pandemi sırasında ciddi şekilde zarar gördü. Bunlardan biri de bu tür etkinliklere ev sahipliği yapan panayırlardı. Ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan çok değerli rollere sahip olan panayırlar ilkbaharda yapılamadı. Güz fuarları da yaygın değildi. Geçimlerini sadece panayırlardan sağlayan onbinlerce esnaf ve geleneksel üretici düşünüldüğünde, ekonomik yönü olan bu tür kültürel mirasların desteklenmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. tir. Adil esnafın bu krizi aşması çok zor olacak. Fuarların çalıştığı bazı dezavantajlı grupların (Romanlar gibi) yoksullukları derinleşecek ve geçimleri çok zorlaşacaktır. Türkiye’nin geleneksel ve geleneksel panayırlarının UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesine kabulü için Kırklareli’de ilk adımı atmamızın üzerinden 1 yıl geçti. . Geçmişte hiçbir ilerleme kaydedilmediğini de eklemeliyim.”

Hibya Haber Ajansı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz